رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا.
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا
Ses yüklenemedi. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana O'nun vahyi tamamlanmazdan önce Kur'an'ı (okumakta) acele etme ve "Rabbim, benim ilmimi artır" de.
“Zidnî” (زِدْنِي), “bana artır” anlamındaki emir kipidir. Kur’an’da Allah’ın Peygamberine artmasını istemesini emrettiği tek şey dinî ilimdir (ilim).
Şeyh Abdurrahman es-Sa'dî'nin tefsiri
Şanı Yüce Allah, kulları hakkındaki ahirete yönelik cezai hükümlerini ve dine yönelik Kitabında indirmiş olduğu hükümlerini söz konusu ettikten sonra bütün bu hükümleri, O’nun mutlak hükümran oluşunun tecellilerinden olduğundan dolayı şöyle buyurmaktadır: “Hak” yani varlığı, mülkü ve kemali hak olan “hükümran” hükümranlığın kendisine ait bir vasıf olduğu, bütün yaratılmışların sadece kendi mülkiyetinde/hükümranlığında olduğu, haklarında O’nun kaderî ve şer’î hükümranlığının hükümleri geçerli olduğu “Allah ne yücedir!” üstündür, her türlü eksiklik ve kusurdan münezzehtir.
Kemal sıfatları, gerçek anlamıyla ancak celal sahibi olana ait olabilir. Bu sıfatlardan birisi de O’nun malik; mutlak sahip ve hükümran oluşudur. O’nun dışındaki bütün yaratılmışların bazı vakitler, bazı şeylere sahip olmaları söz konusu olmakla birlikte bu, sahiplik/malikiyet sınırlıdır ve gelip geçicidir. Alemlerin Rabbi ise asla zeval bulmaz.
Malikiyeti ve hükümranlığı da son bulmaz. O, sonsuz hayat sahibi, her şeyin idaresini elinde bulundurandır, çok yücedir. “Sana vahyedilişi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme!” Yani Cebrail aleyhisselam sana Kur’an-ı Kerim’i okuduğu vakit sen onu okumakta, telaffuz etmekte çabuk davranma.
Sana o Kur’an’ın vahyini bitireceği vakte kadar sabret. O vahyini bitirdi mi artık sen okuyabilirsin. Çünkü Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’i senin kalbinde toplamayı ve senin onu tam anlamıyla okumanı taahhüd etmiş bulunuyor. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onu çabucak bellemek için dilini onunla kıpırdatma.
Çünkü onu (kalbinde) toplamak ve onu okutmak bize düşer. O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okumasına uy. Sonra onu açıklamak da hiç şüphesiz bize aittir.” (el-Kıyame, 75/16-19) Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ın vahyi bir an önce öğrenip bellemek için acele etmesi, ilme karşı mükemmel sevgisi ve tutkusu olduğuna delil teşkil ettiğinden Yüce Allah da devamla kendisinden ilmini artırmasını dilemesini emretti. Çünkü ilim bir hayırdır, hayrın çok olması da istenen bir şeydir ve bu da Allah’tan gelir.
Buna götüren yol ise gayret edip çabalamak, ilme şevk duymak, Allah’tan bu hususta niyazda bulunmak, O’nun yardımını istemek, her vakit O’na muhtaç olduğunu arzetmektir. Bu âyet-i kerimeden ilim almada takınılması gereken edebin ne olduğu da anlaşılmaktadır. İlmi dinleyen kimsenin, ilmi yazdıran yahut öğretenin birbiriyle bağlantılı olan sözlerini bitirinceye kadar sabretmesi, aceleye kapılmaması gerekir. Sözünü bitirdikten sonra eğer soracak bir şeyi varsa sorar, ama soru sormakta acele edip onun sözünü kesmez,.
Çünkü onun sözünü kesmek, ilimden mahrum kalmaya sebeptir. Aynı şekilde kendisine soru sorulan kimsenin de acele etmeyip soranın sorusunu iyice dinlemesi, cevap vermeden önce maksadının ne olduğunu bilip öğrenmesi gerekir. Çünkü bu, doğru cevap vermeyi sağlar.
İmam İbn Kesîr'in tefsiri
İbn Kesîr şöyle belirtir: “Peygamber Muhammed, faydalı ilminin artırılması için sürekli dua eder, faydasız ilimden ise Allah’a sığınırdı.”
Baghawî Tefsiri
“...Hak olan Melik Allah yücedir...” Allah, inkârcıların O’nu tanımamalarından ve müşriklerin O’nun hakkında söylediklerinden münezzeh ve yücedir.
“... Kur’an’ı okumakta acele etme...” Burada kastedilen şudur: Cebrâil Kur’an’ı indirmek üzere Peygamber’e geldiğinde, Peygamber Cebrâil okumak istediği şeyi tamamlamadan önce okumaya başlamak isterdi. Peygamber, bir şeyi kaçırmaktan ya da unutmaktan korktuğu için böyle yapardı.
Ancak Yüce Allah ona bunu yasaklayarak şöyle buyurdu: “... Kur’an’ı okumakta acele etme...” Yani onu okumakta acele etme.
“...Vahyi sana tamamlanmadan önce...” Yani Cebrâil ayetleri tebliğ etmeyi tamamlamadan önce. Buna benzer bir ayet de şudur: “Onu (Kur’an’ı) çarçabuk almak için dilini kımıldatma...” (Kıyâme suresi, 16. ayet)
Ya‘kūb, “nakdî” (Biz tamamlayacağız) kelimesini nûn harfi fethalı, dâl harfi kesralı ve “vahyehû” (onun vahyi) şeklinde okumuştur.
Mücâhid ve Katâde şöyle dediler: “Onu, anlamı sana açıklanıncaya kadar ashabına öğretme ve onlara okuma.”
“...Ve de ki: ‘Rabbim! İlmimi artır!’...” Yani Kur’an ve onun anlamları aracılığıyla. Bir görüşe göre bu, mevcut ilme ilim eklenmesidir. İbn Mes‘ûd bu ayeti okuduğunda şöyle derdi: “Allah’ım! İmanımı ve kesin inancımı artır.”
İbn Mâce’nin Sünen’inde (No. 925), Ümmü Seleme’den rivayet edildiğine göre, Peygamber sabah namazından sonra daima şöyle derdi: “Allah’ım! Senden faydalı ilim, güzel rızık ve kabul edilmiş amel dilerim!”