Nimetlere Şükür ve Salih Nesil
رَبِّ أَوْزِعْنِي، أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ، وَعَلَىٰ، وَالِدَيَّ، وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ، وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي إِنِّي تُبْتُ إِلَيْكَ، وَإِنِّي مِنَ الْمُسْلِمِينَ.
رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَىٰ وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي إِنِّي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّي مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Ses yüklenemedi. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanım.
“Evzi‘nî” (أَوْزِعْنِي) ve “aslih lî” (لِي أَصْلِحْ) fiil biçimleri. Akıl olgunluğu ve sorumluluk sınırı olan kırk yaşına ulaşmış olgun bir insanın duasıdır.
Şeyh Abdurrahman es-Sa'dî'nin tefsiri
Yüce Allah’ın, anne ve babanın yaptıklarının teşekküre değer işler olduğunu belirtmesi, kullarına bir lütfudur. Çünkü çocuklarına anne ve babalarına güzel ve yumuşak sözlerle hitap etmek, onlar için gereken harcamaları yapmak ve başka iyiliklerde bulunmak suretiyle iyi davranmalarını (ihsan) emretmiş bulunmaktadır. Daha sonra bu şekilde davranmayı gerektiren sebebe dikkati çekerek annenin çocuğu sebebiyle katlandığı sıkıntıları, ona hamileliği sırasında karşı karşıya kaldığı zorlukları, arkasından pek büyük bir zorluk olan doğum sıkıntılarını, arkasından süt emzirme ve bakım zorluklarını dile getirmektedir.
Sözü edilen haller, bir iki saatten ibaret kısacık bir zamanda olmamaktadır. Aksine o, uzunca bir süreyi kapsar ki bu da “otuz aydır.” Hamilelik dokuz ay civarında bir süredir, geri kalan süre ise süt emzirmek içindir. Normalde görülen budur.
Bu âyet, Yüce Allah’ın: “Anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler” (el-Bakara, 2/233) buyruğu ile bir arada değerlendirilerek hamileliğin asgari süresinin altı ay olduğuna delil gösterilmiştir. Çünkü iki yıl olan süt emzirme süresi, otuz aydan çıkarılacak olursa geriye hamilelik süresi olarak altı ay kalır. “Nihâyet o, rüşt çağına” yani gücünün ve gençliğinin doruğuna, aklının en kâmil seviyesine “ulaşınca ve kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Beni hem bana hem ana-babama verdiğin nimete şükretmeye... muvaffak kıl!”
Beni bu hususta başarılı kıl. Yani dinî ve dünyevî nimetlerine şükretmemi sağla! Nimete şükür, onları, ihsan edip bağışlayana itaat uğrunda harcamak, onun lütuf ve minnetlerine karşı şükür etmekten aciz olduğunu itiraf etmek ve Yüce Allah’a hamd-u senâ etmekte olanca gayretini harcamakla olur. Anne-babaya ihsan edilen nimetler, aynı zamanda onların çocukları ve soyundan gelenler için de bir nimettir.
Çünkü çocuklarının da bu nimetlerden yararlanmaları kaçınılmaz bir şeydir. Özellikle dinî nimetler böyledir. Anne-babanın ilim ve amel dolayısı ile salih olmaları, çocuklarının salih olmalarının en önemli sebeplerindendir. “...ve Senin razı olacağın salih ameller işlemeye (muvaffak kıl)” Bu da ameli ıslâh edecek vasıflara sahip olmak, onu bozup ifsad edecek niteliklerden de uzak olmakla mümkün olur.
İşte Yüce Allah’ın razı olup kabul edeceği ve karşılığında mükâfat ihsan edeceği amel türü de budur. “...soyumdan gelenleri de benim için salih eyle!” Bu, kendi adına salâh ile dua ettikten sonra Yüce Allah’a soyundan gelenlerin hallerini ıslâh etmesi için yapılmış bir duadır. Ayrıca onların salih olmalarının, anne-babalarının da faydasına olduğuna dikkat çekilmiştir.
Çünkü burada “benim için salih eyle” buyrulmaktadır. “Şüphesiz ben” günahlardan, masiyetlerden “tevbe edip Sana döndüm.” Sana itaate yöneldim. “ve gerçekten ben teslim/müslüman olanlardanım.”
İmam İbn Kesîr'in tefsiri
İbn Kesîr şöyle belirtir: “Allah, bu duayı edenlerin en güzel amellerini kabul edeceğini ve kusurlarını bağışlayarak onları Cennet sakinleri arasına katacağını vaat etmiştir.”
Baghawî Tefsiri
Yüce Allah’ın sözleri: “Biz insana anne babasına iyi davranmasını tavsiye ettik (hayattayken de, vefatlarından sonra da). Çünkü annesi onu zahmetle taşımış ve zahmetle doğurmuştur…” Burada doğum sancılarının zorluğu kastedilmektedir.
“...Onun taşınması ve sütten kesilmesi...” Onu anne sütünden kesmek kastedilmektedir.
“...otuz aydır...” Burada hamileliğin en kısa süresi olan altı ay ve emzirmenin en uzun süresi olan yirmi dört ay kastedilmektedir.
“...Nihayet güçlü çağına eriştiğinde...” Gücünün, gençliğinin ve olgunluğunun zirvesine ulaşması kastedilmektedir. Bu da on sekiz ile kırk yaşları arasındaki dönemdir. Bu nedenle Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“...ve kırk yaşına ulaştığında...” es-Süddî ve ed-Dahhâk şöyle demiştir: Bu ayet Sa‘d bin Ebû Vakkâs hakkında indirilmiştir. Bu kıssa tefsirin önceki bölümlerinde aktarılmıştır.
Başkaları ise bu ayetin Ebû Bekir ve babası Küḥâfe Osman bin Amr ile annesi el-Hayr bint Sahr bin Amr hakkında indirildiğini söylemiştir.
Ali bin Ebû Tâlib şöyle demiştir: Bu ayet, her iki ebeveyni de İslam’ı kabul etmiş olan Ebû Bekir hakkında indirilmiştir. Muhacirlerden hiç kimsenin iki ebeveyni birden İslam’ı kabul etmemişti. Yüce Allah ona anne babası hakkında tavsiyede bulunmuş, o da bundan sonra bu tavsiyeyi yerine getirmek için çaba göstermiştir. Ebû Bekir on sekiz yaşındayken, o sırada yirmi yaşında olan Peygamber’e (Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun) Şam’a yaptığı ticaret yolculuğunda eşlik etti.
Kırk yaşına ulaştığında ve Muhammed’e (Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun) peygamberlik verildiğinde, Ebû Bekir ona iman etti ve Allah’a dua etti. “...der ki: ‘Rabbim, bana ilham et...’” Yani bana ilham et.
“...Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi...” Onları doğru yola ileterek ve iman nasip ederek.
“...ve razı olacağın salih ameller işlememi...” İbn Abbas şöyle demiştir: Allah onun duasına karşılık verdi. O da Allah’a iman ettikleri için işkence gören dokuz Müslüman köleyi satın alıp özgür bıraktı. Yapmak istediği her hayırlı işte Allah mutlaka ona yardım ederdi. Ayrıca Allah’a şöyle dua etti:
“... Benim için soyumu da ıslah et...” Allah bu duasına da karşılık verdi ve bütün çocukları mümin oldu. Kendisi mümin olduğu gibi anne babası ve çocukları da mümin oldu. Babası Ebû Kuhâfe, kendisi Ebû Bekir, oğlu Abdurrahman bin Ebû Bekir ve Abdurrahman’ın oğlu Ebû Atîk’in hepsi Peygamber’in (Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun) yaşadığı döneme yetişti. Bu özellik, başka hiçbir sahabiye nasip olmamıştır. “...Şüphesiz ben sana tövbe ederek yöneldim ve gerçekten ben sana teslim olanlardanım.”
“Tefsîru İbn Kesîr”de, bu ayetin, anne babası ve bütün çocukları İslam’ı kabul etmiş olan Ebû Bekir es-Sıddîk hakkında indirildiği nakledilir.