Dua 56 Kardeşlik ve Güzel Son 5 dakika okuma

Bağışlanma ve Kalplerin Arınması

Kendilerinden önce iman eden müminler 59:10
Arapça metin

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا، وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ، وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ آمَنُوا. رَبَّنَا، إِنَّكَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ.

رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ آمَنُوا رَبَّنَا إِنَّكَ رَءُوفٌ رَحِيمٌ

Arapça metin, harekeleriyle birlikte Kur'an'dan alınmıştır. الحشر 59:10
Duayı dinle 0:00 0:00
Ses
Transkripsiyon Rabbenâğfir lenâ ve li-ihvâninellezîne sebekûnâ bi’l-îmâni ve lâ tec‘al fî kulûbinâ ğıllen lillezîne âmenû. Rabbenâ inneke raûfun rahîm.
Anlam çevirisi
Diyanet İşleri BaşkanlığıTR

Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!

Anlamı ve özelliği

Kullanılan formlar: «İğfir lenâ» (اغْفِرْ لَنَا) fiili ve yasaklama formu «Lâ tec‘al» (لَا تَجْعَلْ). Bu dua, kendilerinden önce yaşamış sahabiler için sonraki bütün Müslümanların dua etmesini ve kalplerin haset ve kinden arındırılmasını ifade eder.

Tefsir ve dersler

Şeyh Abdurrahman es-Sa'dî'nin tefsiri

Zikri geçen bu iki faziletli ve üstün sınıf, sahabe-i kiramdır ve önderlerdir. Bunlar öne geçmiş, pek çok faziletlere sahip olmuşlardır. Bunlar vasıtası ile kendilerinden sonra gelenleri geçmişler, kendilerinden öncekilere de yetişmişlerdir. Bu sebeple onlar, mü’minlerin en ileri gelenleri, müslümanların efendileri ve takvâ sahiplerinin liderleridirler.

Onlardan sonra gelen kimselerin onların arkasından yürümeleri ve onların hidâyetlerini takip etmeleri fazilet olarak onlara yeter. Bundan dolayı Yüce Allah, sonradan gelenler arasından onların izinden gidenleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Onlardan” Muhacir ve Ensardan “sonra gelenler” hem kendilerinin hem diğer mü’minlerin iyiliklerini isteyerek “derler ki: Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla!” Bu, önceden iman etmiş olan ashabı kiramı, onlardan öncekileri ve onlardan sonrakilerini içeren bütün mü’minleri kapsayan bir duadır. Bu da imanın faziletlerinden birisidir.

Şöyle ki mü’minler birbirlerinden yararlanırlar ve aralarındaki iman ortaklığı dolayısı ile birbirlerine dua ederler ki bu iman da mü’minler arasındaki kardeşliğin sebebidir. Bu kardeşliğin bir parçası da birbirlerine dua etmeleri ve birbirlerini sevmeleridir. Bundan dolayı Yüce Allah, bu dualarında kalplerinden azı ile çoğu ile her türlü kinin giderilmesini istediklerini zikretmektedir. Kin kalpten giderilecek olursa, onun zıddı yerleşir ki bu da mü’minler arasındaki sevgi, dostluk, dayanışma, samimi olarak onların iyiliğini isteme vb. gibi mü’minlerin haklarından olan hususları ihtiva eder.

Yüce Allah, ashab-ı kiramdan sonra gelen bu dua sahiplerini de iman sahibi olmakla nitelendirmektedir. Çünkü onların: “Ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi” ifadeleri, imanda onların da onlara ortak olduklarına, ashab-ı kirama iman ve itikad esaslarında tabi olduklarına delildir. Bunlar da bu niteliğin tam anlamı ile ancak kendileri hakkında söz konusu olduğu ehl-i sünnet ve’l-cemaattir.

Onların bir diğer vasfı ise günahlarını itiraf etmek, bunlardan dolayı Allah’tan bağışlanma dilemek, birbirleri için de af ve mağfiret istemek, mü’min kardeşlerine karşı kalplerindeki kin ve olumsuz duyguları izale etmek için çalışmaktır. Çünkü onların bu şekilde dua etmeleri sözünü ettiğimiz hususları gerektirmekte ve birbirlerini sevdiklerini ifade etmektedir. Yine onların her birinin kendisi için istediğini kardeşi için de istediğini, yanında olsun, gıyabında olsun, hayatta iken veya ölümünden sonra olsun mü’min kardeşinin iyiliğini istediğini de ifade etmektedir.

Yine bu ayet-i kerime bu sayılanların, mü’minlerin birbirlerine karşı hakları arasında yer aldığını da göstermektedir. Daha sonra mü’minler, bu dualarını Yüce Allah’ın rahmetinin kemâline, O’nun mü’minlere olan lütuf, ihsan ve şefkatinin ileri derecesine delil teşkil eden iki güzel ismiyle sona erdirmektedirler. Allah’ın onlar üzerindeki rahmet ve ihsanının bir tecellisi hatta en üstün şekli de onlara gerek kendisine karşı gerek diğer kullarına karşı yerine getirmeleri gereken hakları yerine getirme tevfikini ihsan etmiş olmasıdır. İşte bu üç sınıf, bu ümmetin sınıflarını oluşturur.

Bunlar fey’in, İslâm’ın maslahatlarına dönük olan harcama yerlerini teşkil eden ve fey’e de layık olan kimselerdir. Allah lütuf ve ihsanı ile bizleri de bu sınıflardan kılsın.

İmam İbn Kesîr'in tefsiri

İbn Kesîr, İmam Mâlik’in şu sözünü aktarır: «Peygamber’in sahabilerine söven veya onlardan nefret eden kimsenin bu ümmetin ganimet ve mirasında hiçbir payı yoktur. Çünkü Allah, onlar için bağışlanma dileyenleri övmüştür.»

Baghawî Tefsiri

«…Onlardan sonra gelenler…» Yani tâbi olanlar; bunlar, Kıyamet Günü muhacir ve ensardan sonra gelecek olanlardır. Ardından Yüce Allah, onların kendileri ve imanda kendilerinden önce geçmiş olanlar için dua edeceklerini zikretti. Yüce Allah şöyle buyurdu:

«…Derler ki: “Rabbimiz! Bizi ve imanda bizden önce geçmiş kardeşlerimizi bağışla! Kalplerimizde kin bırakma…”» Yani kin, haset ve nefret.

«…İman edenlere karşı. Rabbimiz! Şüphesiz Sen çok şefkatli, çok merhametlisin!»

Kalbinde sahabilerden en az birine karşı nefret bulunan ve bütün sahabiler için rahmet dilemeyen kimse, Allah’ın bu ayette sözünü ettiği kimseler arasında yer almaz. Çünkü Allah müminleri üç sınıfa ayırmıştır: muhacirler, ensar ve Allah’ın zikrettiği niteliklere sahip olan tâbi olanlar. Bu niteliklerle tâbi olmayan kimse, müminlerin sınıflarının dışında kalır.

İbn Ebû Leylâ şöyle dedi: «İnsanlar bu ayette üç sınıfa ayrılmıştır: muhacirler; yurda ve imana yerleşenler; bir de onlardan sonra gelenler. Bu üç sınıftan birine dâhil olmamaya dikkat et.»

Âişe’den (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre şöyle dedi: «Muhammed’in sahabileri için bağışlanma dilemeniz size emredildi; oysa siz onlara sövüyorsunuz. Peygamberinizin (Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun) şöyle dediğini duydum: “Bu ümmetin sonrakileri ilklerine lanet etmedikçe ümmet yok olmayacaktır.”» (İbn Ebû Şeybe)

Mâlik bin Miğvel’in aktardığına göre Âmir bin Şerâhil eş-Şa‘bî şöyle dedi: «Ey Mâlik! Yahudiler ve Hıristiyanlar bir konuda Râfizîlerden üstündür. Yahudilere, “Dininizin en hayırlı kişileri kimlerdir?” diye sorulsa, “Mûsâ’nın (aleyhisselâm) sahabileri” derler.

Hıristiyanlara, “Dininizin en hayırlı kişileri kimlerdir?” diye sorulsa, “Îsâ’nın (aleyhisselâm) havarileri, yani ilk takipçileri” derler. Fakat Râfizîlere, “Dininizin en kötü kişileri kimlerdir?” diye sorulsa, “Muhammed’in (Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun) sahabileri” diye cevap verirler.

Oysa onlar için bağışlanma dilemekle emrolunmuşlardı; ama onlar sahabilere sövüyorlar. Kıyamet Günü’ne kadar üzerlerinde kınından sıyrılmış bir kılıç kaldırılmıştır. Onların üzerinde bir sancak dalgalanmayacak, ayakları sağlam basmayacak ve ortak bir söz üzerinde birleşemeyeceklerdir. Ne zaman savaş ateşini yakmaya kalkışsalar, Allah onların kanını akıtarak, birliklerini dağıtarak ve delillerini çürüterek o ateşi söndürür. Allah bizi de sizi de saptırıcı heveslerden korusun.»

Mâlik bin Enes şöyle dedi: «Resûlullah’ın (Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun) sahabilerinden herhangi birine kin besleyen veya kalbinde onlara karşı öfke tutan kimsenin Müslümanların savaş ganimetinde hakkı yoktur.» Ardından «Allah’ın, elçisine köylerin halkından ganimet olarak verdiği şeyler…» ayetinden başlayarak (Haşr Suresi, 7. ayet) bu ayete kadar olan ayetleri okudu.

Destekleyici hadis

Sahih Müslim’de (No. 2541), Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Peygamber, sahabilerine sövmeyi yasakladı.

Etiketler
  • #Dua
  • #Haşr Suresi
  • #Sahabe
  • #Bağışlanma
  • #Kalbin arındırılması
  • #Müminler

Dualarda ara

Konuya, sureye, çeviriye, tefsire veya Arapça metne göre arayın. Arapça arama yapabilirsiniz; harekeler gerekli değildir.

↑ ↓ navigate · ↵ open · esc close Sonuçlar →