Allah’a tevekkül ve bağışlanma
رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا، وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا، وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ. رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا، وَاغْفِرْ لَنَا. رَبَّنَا، إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ.
رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا رَبَّنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Ses yüklenemedi. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
Rabbimiz! Bizi, inkar edenler için deneme konusu kılma, bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegane galip ve hikmet sahibi, ancak sensin. İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir." Şu kadar var ki, İbrahim babasına: "Andolsun senin için mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez" demişti. (O müminler şöyle dediler:) Rabbimiz! Ancak sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.
Dua, tevekkül (تَوَكَّلْنَا) ve yöneliş (أَنَبْنَا) ifadeleriyle başlar; ardından “Bizi ... kılma” (لَا تَجْعَلْنَا) şeklinde bir yasaklama ve bağışlanma talebi gelir.
Şeyh Abdurrahman es-Sa'dî'nin tefsiri
Ey mü’minler topluluğu! “İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda” ona iman edenlerde “sizin için gerçekten” uyulmaya layık ve size fayda sağlayacak “güzel bir örnek vardır.” Çünkü sizlere İbrahim’in hanif olan dinine tabi olma emri verilmiştir. "Hani onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: “Şüphesiz biz, sizden de Allah’ın dışında ibadet ettiğiniz şeylerden de uzağız... demişlerdi.”
Yani İbrahim ve beraberindeki mü’minler, müşrik kavimlerinden ve Allah’tan başka tapındıklarından uzak olduklarını bildirmişler, sonra da bu düşmanlıklarını gâyet açık bir şekilde ifadelendirerek: “Sizi (ve yaptıklarınızı) reddediyoruz” demişlerdi. “Bizimle sizin aranızda sonsuza kadar düşmanlık ve kin baş göstermiştir.” Kalplerde kin açıkça ortaya çıkmış, oradaki sevgi sona ermiştir, bedenen de düşmanlık ortaya çıkmıştır. Bu düşmanlık ve kinin herhangi bir vakti ya da sınırı da yoktur.
Aksine sizler küfrünüzü sürdürmeye devam ettiğiniz sürece bu ebediyen devam edecek, “sizler yalnızca Allah’a iman edinceye kadar” da sürecektir. Ne zaman ki tek olarak Allah’a iman ederseniz, işte o vakit size olan kin ve düşmanlığımız ortadan kalkar, sevgi ve dostluğa dönüşür. İşte ey iman edenler! İbrahim’de ve İbrahim ile birlikte bulunanlarda, iman ve tevhidin gereklerini yerine getirmelerinde, sadece Allah’a ibadet etmeleri ile ilgili bütün hususlarda uyulmaya değer güzel bir örnek vardır.
Bundan bir husus müstesnadır. O da şudur: “İbrahim’in” kendisini iman ve tevhide davet ettiği vakit, bunu kabul etmeyen, inatlaşan, şirk koşan, kâfir babası Âzer’e: “söylediği: “Senin için elbette mağfiret dileyeceğim.” Bununla birlikte ben “Allah’a karşı sana hiçbir fayda sağlayamam” Ama ben Rabbime dua edeceğim, olur ki Rabbime dua etmekten dolayı mahrum kalmam. “sözü (bu güzel örnekten) müstesnâdır.” İşte sizler, İbrahim’in müşrik birisi için yaptığı bu duada ona uyamazsınız.
Müşriklere dua edip de: Biz bu konuda İbrahim’in dinine uyuyoruz, diyemezsiniz. Çünkü Yüce Allah bu hususta İbrahim aleyhisselam’ın mazeretini söz konusu ederek şöyle buyurmuştur: “İbrahim’in babasına mağfiret dilemesi ancak ona verdiği bir sözden dolayı idi. Ama onun Allah’ın düşmanı olduğu açıkça kendisine belli olunca ondan uzaklaştı.” (et-Tevbe, 9/114) Yine İbrahim’de onunla birlikte bulunanlarda Allah’a dua edip O’na tevekkül etmeleri, O’na yönelmeleri, acziyetlerini ve kusurlarını itiraf etmeleri hususunda da sizin için güzel bir örnek vardır. Onlar şöyle demişlerdi: “Rabbimiz, yalnız sana tevekkül ettik.”
Bizim için faydalı olacak hususları elde etmek, zararlı şeyleri önlemek hususunda sadece sana güvenip dayandık. Rabbimiz, bu hususta yalnız sana güvendik. "Yalnız sana yöneldik ve dönüş de yalnız sanadır.” Sana itaate, senin razı olacağın şeylere ve sana yakınlaştıracak olan her şeye yöneldik.
Biz bunun için çalışıyoruz. Hayır işler yapmak için gayret ediyoruz. Dönüşün yalnız sana olacağını biliyoruz. Bu yüzden senin huzuruna gelmeye hazırlanıyor ve bizi sana yakınlaştıracak ameller işliyoruz.
“Rabbimiz, bizi kafirler için imtihan konusu kılma!” Günahlarımız sebebiyle onları bize musallat etme! O zaman bizi dinimizden döndürmeye çalışırlar ve ellerinden geldiğince bizi iman ile ilgili hususlardan alıkoymaya çalışırlar. Aynı şekilde kendileri de dinden iyice uzaklaşırlar.
Çünkü onlar kendilerinin galip olduklarını görünce hak üzere olduklarını, bizim de batıl üzere olduğumuzu zannederler, böylece küfür ve azgınlıklarını daha da artırırlar. "ve bizi bağışla, ey Rabbimiz!” İşlediğimiz büyük, küçük günahlarımızı, emrolunduğumuz hususlardaki kusurlarımızı bağışla! “Çünkü” her şeye boyun eğdirici “Azîz” her şeyi yerli yerince koyan “Hakîm olan yalnız Sensin.” O halde izzetin ve hikmetin hakkı için düşmanlarımıza karşı bize zafer ver, günahlarımızı bağışla ve kusurlarımızı ıslah eyle!
İmam İbn Kesîr'in tefsiri
İbn Kesîr şöyle açıklar: “Mücâhid şöyle dedi: Bizi onların elleriyle cezalandırma ve üzerimize azabını gönderme; aksi hâlde onlar, ‘Eğer onlar hak üzere olsalardı, başlarına bu gelmezdi!’ derler.”
Baghawî Tefsiri
“...Sizin için güzel bir örnek vardır...” yani uyulacak bir örnek.
“...İbrahim’de ve onunla birlikte olanlarda...” yani müminlerden olanlarda.
“...Hani onlar kendi kavimlerine şöyle demişlerdi...” yani müşrik olanlara.
“...‘Biz sizden kesinlikle uzağız...’” “Buraa” kelimesi, “berî” kelimesinin çoğuludur.
“...ve Allah’tan başka taptıklarınızdan da uzağız. Sizi inkâr ettik...” yani inancınızı kabul etmedik ve reddettik.
“... Bizimle sizin aranızda, yalnızca Allah’a iman edinceye kadar ebedî bir düşmanlık ve nefret başladı...” Yüce Allah, Hâtıb’a ve müminlere, müşriklerden uzaklaşma konusunda İbrahim’i (Allah’ın selâmı ve salâtı onun üzerine olsun) ve onunla birlikte olan müminleri örnek almalarını emretmektedir.
“... Ancak İbrahim’in babasına, ‘Senin için mutlaka bağışlanma dileyeceğim’ demesi hariç...” Yani sizin için İbrahim’de ve onun yaptıklarında güzel bir örnek vardır; ancak müşrik olan babası için Allah’tan bağışlanma dilemesi bunun dışındadır. İbrahim (Allah’ın selâmı ve salâtı onun üzerine olsun) babasına, “Senin için Allah’tan bağışlanma dileyeceğim” demiş, fakat sonra babasından uzaklaşmıştır. Bunu daha önce Tevbe sûresinde açıklamıştık.
“...‘Allah’a karşı senin için hiçbir şeye gücüm yetmez’...” İbrahim babasına şöyle demişti: “Allah’a isyan eder ve O’na ortak koşarsan, seni Allah’ın azabından kurtaramam ve koruyamam.”
“...‘Rabbimiz! Sana tevekkül ettik...’” İbrahim ve onunla birlikte olan müminler şöyle dediler:
“...Sana yöneldik ve dönüş de sanadır (Diriliş Günü’nde)!...”
“...Rabbimiz! Bizi inkâr edenler için bir sınama konusu kılma...” Züccâc şöyle dedi: Onların bizi yenmelerine fırsat verme; yoksa hak üzere olduklarını sanır ve bu düşünceyle aldanırlar.
Mücâhid şöyle dedi: Bizi onların elleriyle cezalandırma ve üzerimize kendi katından bir azap gönderme ki, “Eğer bunlar hak üzere olsalardı, başlarına bu gelmezdi” demesinler. “...Bizi bağışla. Rabbimiz! Şüphesiz Sen Güçlü ve Hikmet sahibisin!”
Sahih al-Buhârî’de (no. 4519), İbrahim’in Yaratıcı’ya tevekkül etmesinin örnekliği hakkında rivayet edilmiştir.