İman ve Salihlerle Birlikte Olma
وَإِذَا سَمِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَى الرَّسُولِ تَرَىٰ أَعْيُنَهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّ يَقُولُونَ. رَبَّنَا آمَنَّا، فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ، وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللَّهِ، وَمَا جَاءَنَا مِنَ الْحَقِّ، وَنَطْمَعُ، أَنْ يُدْخِلَنَا. رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِحِينَ.
وَإِذَا سَمِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَى الرَّسُولِ تَرَىٰ أَعْيُنَهُمْ تَفِيضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّ يَقُولُونَ رَبَّنَا آمَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَمَا جَاءَنَا مِنَ الْحَقِّ وَنَطْمَعُ أَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِحِينَ
Ses yüklenemedi. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
"Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim?" Resule indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz."
Yapı: “Uktubnâ” (اكْتُبْنَا) emir kipindedir. Bu, Habeşistan hükümdarı Necâşî ve yakınları gibi Kur’an’ı dinlerken ağlayan ve İslam’ı kabul eden salihlerin duasıdır.
Şeyh Abdurrahman es-Sa'dî'nin tefsiri
Anlaşıldığı kadarı ile bu Hıristiyanlar iman etmeleri ve bu hususta ellerini çabuk tutmaları dolayısı ile birieri tarafından kınanmış olduklarından şöyle demişlerdir: “Rabbimizden bizi de salihler topluluğu ile birlikte kılmasını ümit edip dururken ne diye Allah’a ve bize gelen hakka iman etmeyelim?” Yani bizi Allah’a iman etmekten alıkoyan nedir ki? Çünkü en ufak bir şüphe ve tereddüdün söz konusu olmadığı hak, Rabbimizden bize gelmiş bulunuyor. Biz iman edip hakka uyacak olursak Allah’ın bizleri salihler ile birlikte cennete sokacağını ümid ederiz.
O halde iman etmekten bizi alıkoyan nedir? Durumun böyle olması imana koşmayı, ona sıkı sıkı bağlanmayı ve ondan geri kalmamayı gerektirmiyor mu?
Bir diğer sebep de onların: “Peygambere indirileni işittiklerinde” yani Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e indirileni işittiklerinde bunun kalplerini etkilemesi ve bundan dolayı kalplerinin yumuşaması, gözlerinin de -kesin doğru olduğuna inandıkları hakkı işittiklerine uygun olarak- yaşla dolup taşmasıdır. Bundan dolayı onlar, hakka iman etmiş, onu ikrar etmiş ve: “Rabbimiz iman ettik, artık bizi şahit olanlarla beraber yaz” diye dua etmişlerdir. Burada sözü geçen “şahit olanlar” ise Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetidir.
Allah’ın vahdaniyetine, peygamberlerinin risaletine ve getirdiklerinin doğruluğuna şahitlik ettikleri gibi önceki ümmetlerin tasdiklerine ve yalanlamalarına da şahitlik ederler. Bunlar adaletli kimselerdir ve onların şahitlikleri makbuldür. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Böylece sizi vasat bir ümmet kıldık. Bütün insanlara karşı şahitler olasınız, bu peygamber de size karşı şahit olsun diye...” (el-Bakara, 2/143)
İmam İbn Kesîr'in tefsiri
İbn Kesîr şöyle belirtir: “Bu ayetler, Meryem sûresinin kıraatini Ca‘fer b. Ebû Tâlib’den dinleyince iman eden Habeşistan hükümdarı Necâşî ve heyeti hakkında indirilmiştir.”
Baghawî Tefsiri
“Resul’e indirileni işittiklerinde…” Muhammed’e indirileni.
“…gözlerinin dolup taştığını görürsün…” yani gözlerinden yaşlar akar. “…bildikleri hakikatten dolayı…”
İbn Abbâs (Allah ondan ve babasından razı olsun), Atâ’nın aktardığı rivayette şöyle demiştir: “Burada Habeş kralı Necâşî ve çevresindekiler kastedilmektedir. Ca‘fer Habeşistan’dayken Meryem sûresinin başından onlara ayetler okumaya başladı. Onlar ağlamaya başladılar ve Ca‘fer okumayı bitirinceye kadar ağladılar.”
“…Derler ki: ‘Rabbimiz! İman ettik; bizi de şahitlerle beraber yaz!’ …” Yani bizi Muhammed peygamberin ümmetinden kıl ki bu ümmetin içinde olarak Kıyamet Günü diğer ümmetlere karşı şahitlik edelim. Bunun delili Yüce Allah’ın şu sözüdür: “…insanlara karşı şahitler olasınız…” (Bakara sûresi, 143. ayet)
“Allah’a ve bize gelen hakikate neden iman etmeyelim…” Bunun sebebi, Yahudilerin onları kınayarak “Neden iman ettiniz?” demeleriydi; onlar da bu şekilde karşılık verdiler.
“…Rabbimizin bizi salih insanlarla birlikte (cennete) sokmasını umarken?” Yani Muhammed’in (Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun) ümmetiyle birlikte. Bunun Muhammed’in (Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun) ümmeti olduğuna işaret eden delil, Allah’ın şu sözüdür: “…Yeryüzüne salih kullarımın varis olacağını…” (Enbiyâ sûresi, 105. ayet)
Sahih el-Buhârî’de (No. 3877) rivayet edildiğine göre, Necâşî vefat ettiğinde Peygamber Muhammed onun vefatını haber vermiş ve gıyabında cenaze namazını kılmıştır.