Dua 60 Şerden Korunma 6 dakika okuma

Felak ve Nâs Sureleriyle Sığınma

Allah’a sığınan Müslüman 113:1–5 / 114:1–6
Arapça metin
1  Sure 113 · Felak الفلق

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ، وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ، وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ، وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ.

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ

2  Sure 114 · Nâs الناس

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ، مَلِكِ النَّاسِ، إِلَٰهِ النَّاسِ، مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ، الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ، مِنَ الْجِنَّةِ، وَالنَّاسِ.

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَٰهِ النَّاسِ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ

Arapça metin, harekeleriyle birlikte Kur'an'dan alınmıştır. الفلق · الناس 113:1–5 / 114:1–6
Duayı dinle · Felak 0:00 0:00
Ses
Duayı dinle · Nâs 0:00 0:00
Ses
Transkripsiyon Bismillâhirrahmânirrahîm. Kul eûzü bi-rabbil-felak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikın izâ vekab. Ve min şerrin-neffâsâti fil-ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased. Bismillâhirrahmânirrahîm. Kul eûzü bi-rabbin-nâs. Melikin-nâs. İlâhin-nâs. Min şerril-vesvâsil-hannâs. Ellezî yüvesvisu fî sudûrin-nâs. Minel-cinneti ven-nâs.
Anlam çevirisi
Diyanet İşleri BaşkanlığıTR

De ki:"Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım, Yarattığı şeylerin şerrinden, Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, Ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım! Ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden, De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine, İnsanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine) , İnsanların İlahına. O sinsi vesvesenin şerrinden, O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldar. Gerek cinlerden, gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım!

Anlamı ve özelliği

Mushaf’ın son sureleri (Muavvizeteyn — Allah’a sığınmayı bildiren iki sure). Müslümanı nazardan, büyüden, hasetten ve cinlerden ya da insanlardan olan şeytanların vesveselerinden koruyan başlıca kalkandır.

Tefsir ve dersler

Şeyh Abdurrahman es-Sa'dî'nin tefsiri

O’na sığınarak “de ki: Sığınırım” güvenip dayanırım “sabahın Rabbine” Yani taneyi ve çekirdeği yarıp çıkartana, geceyi yarıp sabahı ortaya çıkartana.

“Yarattıklarının şerrinden.” Bu, Yüce Allah’ın yaratmış olduğu insan, cin ve diğer canlı bütün yaratılmışları kapsar. Bu buyrukla bunlarda bulunan kötülüklerden bunların yaratıcısına sığınılmaktadır. Bu genel ifadeden sonra daha özel olarak şöyle buyrulmaktadır:

“Karanlığı çöktüğü vakit gecenin şerrinden.” Yani insanı bürüdüğü ve çok sayıda kötü ruhların (cinlerin) ve zarar verici hayvanların etrafa yayıldığı gecelerdeki kötülüklerden Allah’a sığınırım, demektir.

“Düğümlere üfüren (büyücü) kadınların şerrinden.” Yani yaptıkları büyüleri, büyü için atmış oldukları düğümlere üfürerek gerçekleştiren büyücü kadınların şerrinden Allah’a sığınırım.

“Ve hased ettiği zaman hased edenin şerrinden.” Hased eden, hased ettiği (kıskandığı) kimsedeki nimetin sona ermesini isteyen ve bunun için de elinden geldiği kadarı ile bu uğurda çalışıp çabalayan kimsedir. O bakımdan onun kötülüğünden, hile ve tuzaklarının boşa çıkartılmasından Allah’a sığınmak bir ihtiyattır. Nazar eden kimse de hased edenin kapsamına girer.

Çünkü nazar, ancak hasetçi/kıskanç, kötü tabiatlı ve kötü ruhlu kimselerden sadır olur. Bu sûre genel ve özel her türlü kötülükten Allah’a sığınmayı ihtivâ etmektedir. Ayrıca sihrin gerçek olduğunu, onun zararından endişe edildiğini, sihirden ve sihri yapanlardan Allah’a sığınılması gerektiğini de ortaya koymaktadır. Felak Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.

1-6. Bu sûre şeytandan insanların Rabbine, onların mutlak mâliki ve ilâhı olan zâta sığınmayı ihtivâ etmektedir. Şeytan bütün şerlerin aslı ve kaynağıdır. Onun fitnesinin ve şerrinin bir sonucu olarak o, insanların kalplerine vesvese vermekte, kötülüğü güzel göstermekte, kötülüğü gözlerde güzel bir surette canlandırmaktadır.

İnsanlarda kötülük yapma arzusu uyandırmakta, buna karşılık hayır işlemekten onları uzaklaştırmakta ve hayrı da onlara gerçek suretinden başka türlü ve çirkin göstermektedir. O daima bu hali ile vesvese verir ve kul Rabbini andığı, onun uzak olması için Allah’tan yardım istediği vakit hemen vesvese vermekten geri çekilip siner. O bakımdan kulun, bütün insanların Rabbi ve ilahı olan Allah’tan yardım istemesi, O’na sığınması ve O’na güvenip dayanması gerekir. Zira bütün yaratıklar Allah’ın rubûbiyeti ve mutlak malikiyetinin kapsamı içerisindedir.

Her bir canlının perçemini/idaresini elinde tutan O’dur. Yine O, onları sadece kendini ilah tanımaları için yaratmıştır. Bunun gereğini yerine getirebilmeleri için onları kulluktan alıkoymak isteyen, kulluk ile aralarına girip onlara engel olmaya çalışan, cehennemliklerden olmaları için onları kendi taraftarlarının arasına katmak isteyen düşmanlarının şerrinin onlardna uzaklaştırılması gerekir. Aksi halde Allah’ın uluhiyyetinin gereğini tam anlamı ile yerine getiremezler.

Vesvese veren şeytan, cinlerden olabildiği gibi insanlardan da olabilir. Bundan dolayı: “Hem cinlerden olur, hem de insanlardan” diye buyrulmaktadır.

*** Başta da sonda da gizli ve açık bütün övgüler, âlemlerin Rabbi Allah’a aittir. Yüce Allah’tan nimetini tamamlamasını ve günahlarımızı bağışlamasını dileriz. Çünkü günahlarımız, bizimle O’nun bereketlerinin birçoğu arasında engel teşkil etmiştir. Pek çok günah ve pek çok nefsi arzu ve istek bizim kalplerimizi O’nun âyetleri üzerinde iyice tefekkür etmekten, onları iyice düşünmekten alıkoymuştur.

Bizi nezdindeki hayırlardan, bizdeki kötülükler sebebi ile mahrum etmemesini ümit ederiz. Şüphesiz ki Allah’ın rahmetinden kâfirlerden başkası ümit kesmez. O’nun rahmetinden sapıklardan başkası ümitsiz olmaz. O’nun salat ve selâmı, sonsuza dek ve kesintisiz bir şekilde Rasûlü Muhammed’e, aile halkına ve bütün ashabına olsun.

Nimetleri ile salih ve iyi işlerin tamamlanabildiği Yüce Allah’a hamd-u senâlar olsun. *** Allah’ın yardımı ve güzel tevfiki sayesinde Allah’ın Kitabının tefsiri, bu tefsiri derleyen ve yazan “İbn S’adî” diye bilinen “Abdurrahman b. Nâsır b. Abdullah” tarafından tamamlanmış bulunmaktadır.

Allah, onu, ana-babasını ve bütün Müslümanları bağışlasın. Tefsirin temize çekilmesi, 7 Şaban 1354 H. Rabbimiz, bizden kabul buyur ve bizi affet! Şüphesiz ki sen çok mağfiret edensin, çok merhametlisin. * * * * *

İmam İbn Kesîr'in tefsiri

İbn Kesîr, Peygamber’in şu sözünü nakleder: “Korunma amacıyla bu iki sure gibisi indirilmemiştir!”

Baghawî Tefsiri

“...Yarattıklarının şerrinden...”

“... De ki: ‘Şafağın Rabbine sığınırım...’” “Felak” (şafak) kelimesiyle sabah kastedilir. Müfessirlerin çoğunluğunun görüşü budur. İbn Abbas’tan bunun Cehennem’deki hapishanelerden biri olduğu rivayet edilmiştir. el-Kelbî şöyle demiştir: “Bu, Cehennem’de bir vadidir.” ed-Dahhâk ise “el-felak” kelimesinin “(bütün) yaratılmışlar” anlamına geldiğini söylemiştir. Ancak kabul gören görüş ilkidir.

“...Karanlığın şerrinden, bastırdığı zaman...” Burada, tutulup karanlığa bürünen ay kastedilir. Bu durumda “vekabe” fiili, tutulmak, kaybolmaya başlamak ve karanlığa bürünmek anlamına gelir.

İbn Abbas şöyle demiştir: “Ğâsik” kelimesi, karanlığı doğudan ilerleyip her şeyi kaplayan gece anlamındadır. Gece karardığında Araplar “ğaseka’l-leyl ve ağseka” (gece karardı ya da koyulaştı) derler. Bu, el-Hasan ve Mücâhid’in de görüşüdür. Yani “başlayıp bastırdığı gece” demektir.

“Vukûb” (bastırma) mastarı, güneşin batmasıyla başlayan gecenin başlangıcını ifade eder.

Mukâtil şöyle demiştir: Yani gündüzün ışığının, yaklaşan karanlık tarafından söndürüldüğü gecenin karanlığıdır.

Bir görüşe göre geceye “ğâsika” denmesinin sebebi, gündüz vaktinden daha soğuk olmasıdır. “Ğasek” kelimesinin soğuk anlamına da geldiği bilinmektedir.

“... Düğümlere üfleyenlerin (büyü yaptıklarında) şerrinden...” Yani ipteki düğümlere tükürerek üfleyen ve üzerlerine büyü okuyup düğüm atan kadınların şerrinden. Ebû Ubeyde şöyle demiştir: Bunlar, Peygamber’e (Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun) büyü yapan Lebîd b. el-A‘sam’ın kızlarıdır.

“...Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden...” Yani Peygamber’i (Allah’ın salât ve selâmı üzerine olsun) kıskanan Yahudilerin şerrinden. “...De ki: ‘İnsanların Rabbine sığınırım...’” “...İnsanların hükümdarına...” “...İnsanların ilahına...”

“...Sinsice vesvese verenin şerrinden...” Yani şeytanın şerrinden. “Vesvâs” kelimesi hem mastar (vesvese verme) hem de isim (vesvese veren) olabilir. ez-Zeccâc şöyle demiştir: Yani vesvese verme özelliğine sahip olan şeytandır.

“Geri çekilen” sözü, geri dönen anlamındadır. Burada kastedilen, insanın kalbine yüklenen şeytandır. İnsan Allah’ı andığında şeytan geri çekilir; insan gaflete düştüğünde ise vesvese vermeye devam eder.

Katâde şöyle demiştir: Geri çekilen şeytan, köpeğin burnunu sokması gibi burnunu insanın göğsüne sokar. Kul Rabbini andığında şeytan geri çekilir.

Onun başının, kalbin meyvesine yaklaştırdığı yılan başına benzediği; kalbi kandırıp konuşarak meşgul ettiği de söylenmiştir. İnsan Allah’ı andığında şeytan geri çekilir, anmadığında ise geri dönüp başını yeniden kalbin yanına koyar.

Sonraki ayette de buna işaret edilir: “...İnsanların göğüslerine vesvese veren...” Yani içeriği, başkalarının duyamayacağı şekilde kalplere ulaşan gizli bir konuşmayla vesvese verir.

“... Cinlerden ve insanlardan...” Yani gizlenen vesveseci insanlara girdiği gibi cinlere de girer; insanlara vesvese verdiği gibi cinlere de vesvese verir. Bu görüşü el-Kelbî dile getirmiştir. Buna göre “insanların göğüslerine” ifadesindeki “insanlar” sözüyle, ardından zikredilen iki yaratılmış türü, yani cinler ve insanlar kastedilir.

Bu ayette cinlerin insan diye adlandırılması, Cin Suresi’nin 6. ayetinde erkeklerin insanlardan olan erkekler diye adlandırılmasına benzer: “İnsanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı; böylece onların taşkınlık ve korkularını artırırlardı.” (Cin Suresi, 6. ayet)

Bizi buna hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bize hidayet etmeseydi, biz kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık. Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme ve bize katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz Sen çok bağışta bulunansın.

Efendimiz Muhammed’e, ailesine ve ashabına Kıyamet Günü’ne kadar Allah’ın salât ve selâmı olsun. Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun!

Destekleyici hadis

Sahih-i Buhârî’de (no. 5017), Âişe’den rivayet edildiğine göre Peygamber Muhammed her gece yatmadan önce avuçlarına üfler, İhlâs, Felak ve Nâs surelerini okur ve ellerini bütün vücuduna sürerdi.

Etiketler
  • #Felak Suresi
  • #Nâs Suresi
  • #sığınma
  • #büyü
  • #haset
  • #vesvese

Dualarda ara

Konuya, sureye, çeviriye, tefsire veya Arapça metne göre arayın. Arapça arama yapabilirsiniz; harekeler gerekli değildir.

↑ ↓ navigate · ↵ open · esc close Sonuçlar →