Dua 33 Şifa ve Keder 6 dakika okuma

Yunus’un Balığın Karnındaki Duası

Yunus (a.s.) 21:87
Arapça metin

لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ.

لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

Arapça metin, harekeleriyle birlikte Kur'an'dan alınmıştır. الأنبياء 21:87
Duayı dinle 0:00 0:00
Ses
Transkripsiyon Lâ ilâhe illâ ente, subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn.
Anlam çevirisi
Diyanet İşleri BaşkanlığıTR

Zünnun'u da (Yunus'u da zikret) . O öfkeli bir halde geçip gitmişti; bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde: "Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!" diye niyaz etti.

Anlamı ve özelliği

Tevhid (لَا إِلَٰهَ إِلَّا أَنْتَ), tesbih (سُبْحَانَكَ) ve günahı itiraf etmenin (إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ) bir araya geldiği bir duadır. Balığın karnındaki Zünnun’un duası olarak bilinir. “Balığın içindeki kişiyi (Yunus’u) da an. O, karanlıklar içinde şöyle seslenmişti: ‘Senden başka ilah yoktur! Seni tenzih ederim! Gerçekten ben zalimlerden oldum!’”

Tefsir ve dersler

Şeyh Abdurrahman es-Sa'dî'nin tefsiri

87-88. Yani kulumuz ve rasûlümüz olan, “balık sahibi” anlamına gelen Zünnun’u, yani Yunus’u da an. Ondan güzel övgü ile söz et, onu güzel bir şekilde yad et. Allah, onu kavmine peygamber olarak göndermiş, onları davet ettiği halde iman etmemişlerdi.

Yunus aleyhisselam da bir süre tayin edip o zaman başlarına azabın geleceğini söyleyerek onları uyarmıştı. Azap da onlara yaklaşmış ve onu gözleri ile görmüşlerdi. O vakit hep birlikte Yüce Allah’a yöneldiler, yalvara yakara tevbeye sarıldılar. Allah da şu buyruğunda belirttiği gibi onlardan azabı kaldırdı: “İman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir ülke halkı olsaydı ya!

Yunus’un kavmi bundan müstesnadır. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırıp giderdik ve onları bir süreye kadar faydalandırdık.” (Yunus, 10/98) Yine bir başka yerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz onu yüz bin hatta daha fazla kimseye gönderdik. Onlar imana geldiler.

Biz de onları bir zamana kadar faydalandırdık.” (es-Sâffât, 37/147-148) Bu büyük ümmetin Yunus’un daveti ile iman etmesi onun, en büyük faziletlerindendir. Ama o, bir vakit öfkelenerek gitmiş ve Yüce Allah’ın bize Kitabında sözünü etmediği ve esasen bizim de bilmeye ihtiyacımız bulunmayan bir hata dolayısı ile Rabbinden izin almadan kavminden ayrılmıştı. Zira Yüce Allah, onun hakkında şöyle buyurmaktadır: “Hani kaçıp o yüklü gemiye binmişti... Kınanmış bir halde iken balık onu yuttu.” (es-Sâffât, 37/140-142) Yani o kendisi sebebi ile kınandığı bir iş yapmıştı.

Anlaşıldığı kadarıyla bu iş, Allah'ın kendisine izin vermesinden önce onun bu şekilde acele etmesi ve kavmine kızıp gitmesi idi. O, Yüce Allah’ın kendisini sıkıştırmayacağını, yani balığın karnında onu zora sokmayacağını sanmıştı. Yahut da bu şekilde Yüce Allah’tan kaçabileceğini aklından geçirmişti ki Allah’ın kâmil kullarının bu şekilde gelip geçici, sabit olmayan bir düşünceye kapılmalarına bir mani yoktur. Derken Yunus bazı kimselerle birlikte gemiye bindi.

Gemidekiler, hepsi gemide kalacak olurlarsa boğulacaklarından endişeye kapıldıkları sırada aralarından denize kimi atacaklarını tespit etmek için kura çektiler. Kura Yunus’a isabet edince onu attılar. Bir balık da onu yuttu ve Yunus ile birlikte denizin karanlıklarında kaybolup gitti. İşte bu karanlıklar içerisinde Yunus: “Senden başka (hak) ilâh yoktur, seni tehzih ederim.

Gerçekten ben zulmedenlerden oldum” diye seslenmiş, niyaz etmişti. Bu sözleri ile Yüce Allah’ın uluhiyetinin kemâlini dile getirmiş, O’nu her türlü eksiklik, kusur ve zatına yakışmayan noksanlıklardan tenzih etmiş, zalimlik ettiğini ve suç işlediğini böylelikle itiraf etmişti. Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Eğer o, gerçekten tesbih edenlerden olmasaydı (insanların) diriltilecekleri güne kadar (o balığın) karnında kalırdı.” (es-Saffat, 37/143-144) “Biz de duasını kabul edip kendisini sıkıntıdan kurtarmıştık;” yani içine düştüğü bu sıkıntıdan kurtarmıştık. “Biz mü’minleri işte böyle kurtarırız.”

Bu, herhangi bir keder ve sıkıntıya düşen her mü’mini -imanı sebebi ile- Allah'ın, -Yunus aleyhisselam’a yaptığı gibi- o keder ve sıkıntıdan kurtaracağına, o sıkıntısını açıp gidereceğine dair bir vaat ve müjdedir.

İmam İbn Kesîr'in tefsiri

İbn Kesîr şu hususa dikkat çeker: “Allah, bu ayetin hemen ardından şöyle buyurmuştur: ‘Biz onun duasına karşılık verdik ve onu kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız!’ (21:88). Bu, kıyamet gününe kadar bütün müminler için verilmiş bir vaattir.”

Baghawî Tefsiri

“Zünnun’u da…” yani balığın arkadaşını, Yunus b. Mattâ’yı hatırla.

“Öfkeli bir hâlde çekip gitmişti…” Bu ayetteki “muğâdiben” kelimesi, “muğâdabe” kelimesinden gelir. “Müsâfir” (yolcu) ve “mu‘âkabe” (cezalandırma) kelimeleri gibi, bu da tek bir kişiden kaynaklanan bir durumu ifade eder. “Muğâdiben”, “öfkeli bir hâlde” demektir. Hasan şöyle demiştir: Rabbine öfkelenmişti; çünkü Rabbi ona, kavmini Allah’ın gazabına karşı uyarması ve Allah’a çağırması için onların yanına gitmesini emretmişti.

Rabbinden, insanlarla karşılaşmaya hazırlanmak üzere mühlet istedi. Ancak kendisine, işin o kadar acil olduğu ve buna zaman bulunmadığı söylendi. Sandaletlerini alıp giymek için bile vakit istedi, fakat buna da izin verilmedi. Tabiatında bir zayıflık bulunduğundan, öfkeli bir hâlde yola çıktı.

İbn Abbas’tan şöyle dediği rivayet edilir: Cebrâil Yunus’a gelerek, “Ninova halkına git ve onları uyar,” dedi. Yunus, “Bineğimi arayayım,” diye karşılık verdi. Bunun üzerine Cebrâil, “Bu iş bundan daha acildir,” dedi. Yunus öfkelendi ve gemiye doğru gitti.

“Ve kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı…” Yani itaatsizliği sebebiyle onu cezalandırmayacağımızı düşünmüştü. Bu, Mücâhid, Katâde, Dahhâk ve Kelbî’nin görüşüdür. Bu görüş, Avfî tarikiyle İbn Abbas’tan da nakledilmiştir.

“Kaddera Allahu’ş-şey’e” (Allah bir şeyi takdir etti) ve “kadera Allahu’ş-şey’e” ifadelerinin anlamı aynıdır. Bunun örneği, Yüce Allah’ın şu sözüdür: “Aranızda ölümü takdir eden biziz…” (Vâkıa suresi, 60. ayet). Dâl harfini şeddesiz okuyanların kıraati de bu yoruma delildir. Bu, Ömer b. Abdülaziz ve Zührî’nin kıraatidir.

“Ve kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı…” Dâl harfi şeddeli okunmuştur. Atâ ve âlimlerin çoğu şöyle demiştir: Bunun anlamı, “Bizim ona darlık vermeyeceğimizi sanmıştı,” şeklindedir. Bu, Yüce Allah’ın şu sözü gibidir: “Allah, kullarından dilediğine rızkı genişletir, dilediğine de daraltır.” (Ra‘d suresi, 26. ayet); yani rızkı daraltır.

İbn Zeyd şöyle demiştir: Bu, soru anlamı taşıyan bir ifadedir; anlamı, “Rabbinin onu cezalandırmaya gücünün yetmeyeceğini mi sanmıştı?” şeklindedir.

Ya‘kūb, “yuqdera” kelimesini, yâ harfi ötreli ve edilgen fiil kalıbında okumuştur.

“Ve karanlıklar içinde şöyle seslenmişti: ‘Senden başka ilah yoktur! Seni tenzih ederim! Gerçekten ben zalimlerden oldum!’” Yani gecenin karanlığında, denizin karanlığında ve balığın karnının karanlığında.

Ebû Hüreyre’den şöyle rivayet edilmiştir: Allah balığa, “Onu yut, fakat etini yaralama ve kemiklerini kırma,” diye vahyetti. Balık onu yuttu, ardından denizdeki yuvasına doğru gitti. Denizin en derin yerine ulaştığında Yunus bir hışırtı işitti. Kendi kendine, “Bu da ne?”

diye düşündü. Allah ona vahyederek, “Bu, deniz canlılarının Allah’ı tesbih etmesidir,” diye bildirdi. Yunus da balığın karnındayken Allah’ı tesbih etmeye başladı ve melekler bunu işitti. Melekler, “Rabbimiz! Bilmediğimiz bir yerde, kısık bir ses işitiyoruz,” dediler.

Başka bir rivayette, “Bilinmeyen bir yerden tanıdık bir ses,” denmiştir. Allah şöyle buyurdu: “Bu, bana isyan etmiş olan kulum Yunus’tur; onu balığın karnına hapsettim.” Melekler, “Her gün ve her gece sana salih ameller yükselen kul bu mu?” diye sordular.

Allah, “Evet,” buyurdu. Bunun üzerine melekler onun için şefaat etmeye başladılar. Ardından Allah balığa Yunus’u dışarı çıkarmasını emretti; balık da onu kıyıya attı. Yüce Allah’ın şu buyurduğu gibi: “Sonra onu çıplak bir yere attık; o, çok zayıf düşmüştü…” (Sâffât suresi, 145. ayet)

Destekleyici hadis

Tirmizî’nin Sünen’inde (No. 3505), Sa‘d b. Ebî Vakkas’tan rivayet edildiğine göre, Peygamber Muhammed şöyle buyurmuştur: “Bir Müslüman sıkıntı anında Rabbine bu sözlerle dua ederse, Allah mutlaka duasına karşılık verir!”

Etiketler
  • #Yunus
  • #dua
  • #tevhid
  • #tesbih
  • #tövbe
  • #sabır

Dualarda ara

Konuya, sureye, çeviriye, tefsire veya Arapça metne göre arayın. Arapça arama yapabilirsiniz; harekeler gerekli değildir.

↑ ↓ navigate · ↵ open · esc close Sonuçlar →