Dua 49 Şifa ve Keder 3 dakika okuma

Cennette Hamd ve Şükür

Cennete giren salih kullar 35:34–35
Arapça metin

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ، إِنَّ. رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ الَّذِي أَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ، فَضْلِهِ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ، وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ.

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ إِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ الَّذِي أَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ فَضْلِهِ لَا يَمَسُّنَا فِيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فِيهَا لُغُوبٌ

Arapça metin, harekeleriyle birlikte Kur'an'dan alınmıştır. فاطر 35:34–35
Duayı dinle 0:00 0:00
Ses
Transkripsiyon El-hamdu lillâhi ellezî ezhebe annâ el-hazene inne rabbenâ leğafûrun şekûr. Ellezî ehallenâ dâre’l-mukâmeti min fadlihî lâ yemessunâ fîhâ nasabun ve lâ yemessunâ fîhâ luğûb.
Anlam çevirisi
Diyanet İşleri BaşkanlığıTR

Bizden tasayı gideren Allah'a hamdolsun. Doğrusu Rabbimiz çok bağışlayan, çok nimet verendir. O (Rab) ki lütfuyla bizi asıl oturulacak yurda (cennete) yerleştirdi. Artık orada bize ne bir yorgunluk dokunacak ne de orada bize bir usanç gelecektir.

Anlamı ve özelliği

Biçimi: Salih kulların Cennet bahçelerine girerken Allah’a hamd ve şükürle dua etmeleri.

Tefsir ve dersler

Şeyh Abdurrahman es-Sa'dî'nin tefsiri

Nimetleri tamama erip lezzetleri kemal derecesine ulaşınca “diyecekler ki: Bizden her türlü kederi gideren Allah’a hamdolsun.” Bu her türlü kederi ve üzüntüyü kapsar. Güzelliklerinde, yiyecek ya da içeceklerinde, lezzetlerinde, bedenlerinde yahut orada sürekli kalışlarında ortaya çıkabilecek herhangi bir eksiklik sebebi ile üzüntüye kapılmayacaklardır. Onlar daha fazlası mümkün olmayacak pek çok nimetler içerisinde olacaklar ve ebediyen de bu nimetler artıp duracaktır.

“Şüphesiz Rabbimiz Ğafurdur.” Çünkü bizim hata ve günahlarımızı bağışlamıştır. “Şekurdur.” Çünkü bizim iyiliklerimizi kabul buyurmuş, onları kat kat artırmış ve lütfuyla bizim amellerimizin ve hatta temennilerimizin dahi ulaşamayacağı nimetleri ihsan etmiştir.

O’nun mağfireti sayesinde hoşlanılmayan ve kendisinden korkulan her şeyden kurtulmuşlar. O’nun Şekûr oluşu ve lütfu dolayısı ile de arzulanan ve sevilen her şeyi elde etmiş olacaklardır.

“O” amellerimizle değil de üzerimizdeki keremi ve “lütfu ile bizleri ebedi ikamet yurduna yerleştirdi.” Geçici olarak konaklamak veya uğrayıp bir süre kalmak için değil sürekli yerleşip karar kılmak üzere bizi kendisinde ikametin devamlı olacağı, hayırlarının çokluğu, sevinçlerinin ardı arkasının kesilmemesi ve orada insanı üzecek ve rahatsız edecek hiçbir şeyin bulunmaması dolayısıyla orada kalmanın son derece arzu edileceği bu yurda yerleştirdi. Bunlar O’nun lütfu ile olmuştur. O’nun lütfu olmasaydı bizim bu yüce makamlara erişmemiz söz konusu olmazdı.

“Burada hiç yorgunluk çekmeyeceğiz ve hiç bıkkınlık da duymayacağız.” Yani bedenlerimizde kalplerimizde ve güçlerimizde yorgunluk söz konusu olmayacağı gibi bu nimetlerden çokça yararlanmaktan dolayı bir bıkkınlık da söz konusu olmayacaktır. Bu da Yüce Allah’ın, bedenlerini kamil manada canlı ve hayat dolu kılacağına, sürekli olarak rahatlık sebeplerini hazırlayacağına, kendilerine hiçbir yorgunluk ve hiçbir usanç dokunmayacak şekilde bu vasıflarını koruyacağına, bu nedenle de hiçbir üzüntü, keder, yorgunluk ve bıkkınlık duymayacaklarına delildir. Aynı şekilde onların cennette uyumayacaklarına da delildir.

Çünkü uyumanın faydası, yorgunluğun gitmesi ve uyumak sureti ile rahata kavuşmaktır. Cennetliklerin ise buna ihtiyacı yoktur. Zira uyku, küçük ölümdür. Cennetlikler ise ölmezler. Allah, lütuf ve keremi ile bizi de onlardan kılsın.

İmam İbn Kesîr'in tefsiri

İbn Kesîr şöyle açıklar: “Onlar, çok sayıdaki günahlarını bağışlayan ve mütevazı salih amellerine karşılık onları ebedî esenlik yurduna yerleştirerek mükâfatlandıran Rablerine hamd ederler.”

Baghawî Tefsiri

“Ve diyecekler ki…” Yani cennete girdiklerinde şöyle diyecekler:

“Bizi kederden kurtaran Allah’a hamdolsun!” Keder tek bir şeydir; cimrilik de öyledir. İbn Abbas şöyle demiştir: Keder, cehennem korkusudur. Katâde şöyle demiştir: Keder, ölüm korkusudur. Mukâtil şöyle demiştir: Allah’ın kendileri hakkında nasıl hüküm vereceğini bilmedikleri için kederliydiler.

İkrime şöyle demiştir: Keder, günahlar ve kötü amellerden duyulan üzüntü ile itaatlerinin kabul edilmeyeceği korkusudur. el-Kâsım şöyle demiştir: Keder, nimetlerin sona ermesi, kalplerin değişmesi ve azap korkusudur. Bir görüşe göre keder, Kıyamet Günü’nün dehşetinden duyulan üzüntüdür.

el-Kelbî şöyle demiştir: Dünya hayatında Kıyamet Günü’nde olacaklar onları kederlendirmiyordu.

ez-Zeccâc şöyle demiştir: Allah, cennet ehlinin her türlü kederini; bunun sebebi dünya hayatı ya da Kıyamet Günü’yle ilgili herhangi bir şey olsun, ortadan kaldıracaktır.

“Şüphesiz Rabbimiz elbette çok bağışlayandır, çok şükredendir.” “Bizi yerleştiren…” Yani bizi yerleştirdi. “Ebedî kalış yurduna…” Yani içinde kalınacak yurda.

“Kendi lütfuyla. Orada bize yorgunluk dokunmaz…” Yani orada bitkinlik ve meşakkat bizi etkilemez. “Ve orada bize bitkinlik dokunmaz.” Yani yorgunluktan kaynaklanan bitkinlik.

Destekleyici hadis

Sahih el-Buhârî’de (6549) şöyle rivayet edilmiştir: “Cennette bir münadi şöyle seslenecek: ‘Şüphesiz, daima sağlıklı olacaksınız ve asla hastalanmayacaksınız; yaşayacaksınız ve asla ölmeyeceksiniz!’”

Etiketler
  • #hamd
  • #şükür
  • #cennet
  • #bağışlanma
  • #huzur
  • #ahiret

Dualarda ara

Konuya, sureye, çeviriye, tefsire veya Arapça metne göre arayın. Arapça arama yapabilirsiniz; harekeler gerekli değildir.

↑ ↓ navigate · ↵ open · esc close Sonuçlar →