رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا، وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ، وَاجْعَلْ لِي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْآخِرِينَ، وَاجْعَلْنِي مِنْ، وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيمِ، وَاغْفِرْ لِأَبِي، إِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّالِّينَ، وَلَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ، وَلَا بَنُونَ إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ.
رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ وَاجْعَلْ لِي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْآخِرِينَ وَاجْعَلْنِي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيمِ وَاغْفِرْ لِأَبِي إِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّالِّينَ وَلَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
Ses yüklenemedi. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
Beni, Naim cennetinin varislerinden kıl. (İnsanların) dirilecekleri gün, beni mahcup etme. O gün, ne mal fayda verir ne de evlat. Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et) . Çünkü o sapıklardandır. Ancak Allah'a kalb-i selim (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur) . Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat. Bana, sonra gelecekler içinde, iyilikle anılmak nasip eyle!
İbrahim’in kapsamlı yakarışları: “heb lî” (لِي هَبْ), “elhıknî” (أَلْحِقْنِي), “ic‘al lî” (اجْعَلْ لِي) ifadeleri. “Temiz kalp” (قَلْبٌ سَلِيمٌ), ahirette kurtuluşun yegâne şartı olarak belirtilir.
Şeyh Abdurrahman es-Sa'dî'nin tefsiri
Daha sonra İbrahim aleyhisselam Rabbine şöylece dua etti: “Rabbim, bana hüküm/hikmet bağışla” yani kendisi vasıtasıyla hükümleri, helâli ve haramı bilebileceğim ve onunla insanlar arasında hüküm verebileceğim çokça ilim ver. “Ve beni” peygamber ve rasûl kardeşlerim olan “salihler arasına kat!” 84. Kıyamet gününe kadar sürekli devam edecek, doğru ve haklı bir şekilde övülmeyi nasip et!
Allah da onun bu duasını kabul buyurdu ve ona bağışladığı ilim ve hikmet sayesinde rasûllerin en faziletlilerinden oldu. Onu diğer peygamber kardeşleri arasında sevilen, kabul gören, bütün ümmetler arasında ve bütün çağlarda, kendisinden övgüyle söz edilip ta’zim olunan bir peygamber kıldı. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Sonra gelenler arasında ona (güzel bir övgü) bıraktık. İbrahim’e selâm olsun.
İhsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Muhakkak o, iman eden kullarımızdandı. (es-Sâffât, 37/108-111) *
“Beni Naim cennetinin mirasçılarından kıl.” Yüce Allah’ın kendilerine cenneti miras olarak verdiği kimselerden eyle! Allah onun bu duasını da kabul buyurarak Naim cennetlerinde onun mevkiini oldukça yükseltmiştir.
“Babamı da bağışla! Çünkü o, sapmışlardandır.” Babasına yapmış olduğu bu dua ise babasına verdiği şu sözden dolayıdır: “Ben, senin için Rabbimden mağfiret isteyeceğim. Çünkü Rabbim bana karşı gerçekten lütufkârdır.” (Meryem, 19/47) Yine Yüce Allah bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “İbrahim’in babasına mağfiret dilemesi ancak ona verdiği bir sözden dolayı idi.
Ama onun Allah’ın düşmanı olduğu açıkça kendisine belli olunca ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim çokça yalvarıp yakaran ve gerçekten yumuşak huylu idi.” (Tevbe, 9/114)
87-88. “(İnsanların) diriltilecekleri günde” bazı günahlar dolayısı ile azarlamak, cezalandırmak ve rüsvay kılmak sûretiyle “beni rezil etme!” Aksine “ne malın ne de evladın hiçbir faydası” olmayacağı o gün beni mutlu ve bahtiyar kıl! 89.
“Ancak Allah’a selim bir kalple gelmiş olanlar müstesnâ” İşte senin nezdinde kendisine faydalı olacak şeyleri bulunan kimse bu olacaktır. İşte cezadan kultularak pek büyük mükâfatlara layık olacak olanlar da böyleleridir. “Selim kalp”; şirkten, şüpheden, kötülük sevgisinden, bidat ve günahlar üzerinde ısrar etmekten uzak ve selamette olan kalp demektir. Bu kalbin, sözü edilen hususlardan uzak olması onların zıddı ile yani Allah’a ihlas, ilim, yakin, hayrı sevmek vb. gibi sıfatlara sahip olmasını, iradesinin ve sevgisinin Yüce Allah’ın muhabbetine, arzularının da Allah’ın emirlerine tâbi olmasını gerektirir. * *
İmam İbn Kesîr'in tefsiri
İbn Kesîr şöyle açıklar: “Allah, İbrahim’in güzel bir şekilde anılma duasını kabul etti: Bütün topluluklar (Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar) İbrahim’i sever ve ona saygı duyar.”
Baghawî Tefsiri
“…(İbrahim Allah’a şöyle dua etti): ‘Rabbim, bana hikmet bağışla…’” İbn Abbâs şöyle demiştir: Allah’ın koyduğu sınırları ve O’nun hükümlerini bilmek. Mukātil şöyle demiştir: Anlayış ve bilgi. el-Kelbî şöyle demiştir: Peygamberlik.
“…ve beni salihlere kat…” Yani benden önceki peygamberlerle, onların konum ve derecelerinde birlikte olmayı diledi.
“…ve sonraki nesiller arasında benim için doğru bir anılış kıl…” Yani benden sonra yaşayacak topluluklar arasında güzel bir övgü, hoş bir şekilde anılma ve genel bir kabul. Yüce Allah bunu ona verdi; bütün inanç mensuplarının onu kendi taraftarları saymasını ve hakkında güzel sözler söylemesini sağladı. el-Kuteybî şöyle demiştir: Ayette “konuşmak” yerine “lisân” (dil) kelimesi kullanılmıştır; çünkü insanlar onunla konuşurlar.
“…ve beni Nimetler Cenneti’ne mirasçı olanlardan kıl…” Yani Nimetler Cenneti’nin verileceği kimselerden kıl.
“…ve babamı bağışla; şüphesiz o, sapmışlardandı…” İbrahim bunu, babasının Allah’ın düşmanı olduğunu öğrenmeden önce söylemişti. Bu konu Tevbe sûresinde daha önce anılmıştır. “…ve beni rezil etme…” Yani beni utandırma. “…onların diriltilecekleri gün…” “…o gün ki, mal ve oğullar fayda vermez…”
“…ancak Allah’a temiz bir kalple gelenler müstesna!” Yani şirkten ve şüphelerden arınmış bir nefisle gelenler. Günahlara gelince, hiç kimse onlardan bütünüyle arınmış olamaz. Müfessirlerin çoğunluğunun görüşü budur.
Saîd b. el-Müseyyeb şöyle demiştir: Temiz kalp, sağlıklı kalptir; çünkü kâfirin ve münafığın kalpleri hastadır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Kalplerinde hastalık vardır” (Bakara sûresi, 10. ayet).
İbn Osman en-Nîsâbûrî şöyle demiştir: Bu, bid‘atlerden arınmış ve Sünnet üzere huzura kavuşmuş kalptir.
Sahih el-Buhârî’de (No. 4768), Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre İbrahim, Kıyamet Günü babası Âzer’le karşılaşacak; ancak babası inkârı sebebiyle sırtlana dönüştürülmüş olacaktır.